
İstanbul’un itikatlarından, bayram sofralarına çok kültürlü ve “inançlı” mutfak hafızasına doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Ramazan pidesinin on bir ay boyunca sabırla beklendiğinden yola çıkıp, ramazan ayı boyunca kapalı meyhanelerin müdavimlerine yolladığı zarif "Unutma Beni Dolması"nın ardındaki vefayı konuşuyoruz. Rumların Büyük Oruç öncesi sokakları neşeyle inlettiği Baklahorani karnavalının coşkusunu, Ermenilerin Hampartsum yortusunda baharı müjdeleyen çıtır Yedikule marulunun hikayesiyle, Pesah'ın Seder sofrasındaki harosetini harmanlıyoruz. Farklı inançları aynı kazanda buluşturan Aşure'nin birleştirici ruhu, Hıdrellez’in ateşi, mahlep kokulu Paskalya çöreğinin heyecanı ve bayram likörlerinin nostaljik tadı da bu sohbette birbirine karışıyor. Şehrin inançla yoğrulmuş, unutulmaya yüz tutmuş bu lezzetli geçmişine dair bir durup düşünmeye ihtiyacımız var sanki…