
Homeros'un akratoslu sofrasından Romalıların şafakta atıştırdığı ekmek, peynir, zeytin ve muslumla şenlendirilmiş sulandırılmış şaraptan oluşan ientaculum'a; "ieiunium" yani orucu bozma fiilinden doğup déjeuner, breakfast olarak aynen devam eden; porridge, kippers, ekmek ve biralı sabahlardan Viktoryen dönem jambonlu yumurta, sosis, fasulyeyle bugünkü full English'e; Osmanlı'nın oruca değil içecek selam çakan hafif başlangıçlı "kahve-altı"sında İstanbul modernliğinde şenlenen, çeşit çeşit beyaz peynirli, zeytinli, bal-kaymaklı zengin repertuarına; menemen, minciden reçel cümbüşüne, sucuk ve pastırmadan simit, su böreği ve poğaçaya, koca bir demlik çay huzurunda demlenen bu geniş sofraya... Keyif meselesinde, kahvaltının mütevazilikten, akşam sofrası ile rekabet edecek hale gelen fiyakasını konuşuyoruz.